SENİN… BENİM…

Cansu Kemiksiz

Herkesten önce vardığın var senin.

Sorular sormuşsun,

cevapların cebinde

memnun, gülümsüyorsun.

 

Seni duymamışlar,

görmüşler, senin

duyurasın gelmemiş zaten.

Sesin cılız,

soluğun kadın.

Dans ettiğin şarkıyı da kimse duymuyor.

 

Yollarında biriken ne varsa,

çamurlanmış, geçeme diye.

Çamurlu sulardan atlıyorsun:

çamurlu sulara atlıyorsun.

Ben karşısındayım geçinemediğim her yolun.

Sen sularda kalıyorsun.

Cesaretin diyorum,

gülüyorsun.

Güldüğün meşhurdur senin.

 

Ben taze yağmurlar beklerim,

sular demek için.

Beklemekle meşhurum.

Devrim beklerim,

akşamsa sabah beklerim,

sabahsa akşam,

anlamazlar anlasın beklerim,

iki tek atmayı bir de.

Ne beklediğimi bilirim.

İnanma!

Ne beklediğimi bilirim

ne bulduğumu…

Seni de beklemedim.

Beni bulacağın vardı senin…

 

Cevaplarını bulduğun yollardan,

bulamadığın yollara,

adımlarınla dansının…

Memnunken, gülerken,

duraksadın belli bir an.

Duraksadığındaydım ben.

Soluğunda kalmak istedim.

Duraksayalım.

Durak olsun bize,

ömrümüzü yormakla meşhur yollar.

Yollar yorulsun.

At cevapları,

yollarda bulunursa bulunsun…

Biz duralım.

Durmak istedim ömrümde ilk.

 

Durduk.

Tutkununun emrettiği bir sürekte.

Elini neye uzatmıştın

en son öyle?

Nasıl bir yangıya ki

ateşimde dayandın, içindeyken ateşim?

Kaç kibritle oynadın vaktiyle?

Benim yanıtlarım yoktu,

bu tekinsiz cesarete…

 

Ama tuttuğum kadardım elini.

Tutuştuğumuzla kalmak varken orada,

orda durmayan zamana kızdım.

Yol dursa da ben gidecektim…

 

Gitmekle meşhurumdur.

Bunu da bilirdin.

Belki, bilmek

ağırlıklarını kaldırıyordu

gövdenin.

Belki, ağırlıklarınla dans ederken

karışıyordu her şey:

Sen de unutmuştun ne kadar ağırsındır artık.

Hangi ağrıdan kalanla,

dans ediyorsundur,

hatırlamayışın hürriyetinde.

Sen dansınla meşhurdun,

ben seyretmekle…

 

Birbirine ait iki şeyin,

birbirine dair olanda kalmasıydı

bu.

Yetimsizdi.

Sana göre her şey yerli yerindeydi:

sorular,

cevaplar.

Sabahın seyrine akşam,

akşamın ardına sabah…

Belki bir gün devrim…

 

Bir yerlere bizden önce,

bulup dönmüştün bir sırdan.

Cevaplar içindeydi,

gizinde saklıyordun.

 

Bana açtın yürekli.

Girdim ordan

benden bir tenle,

kendimle sevişmekti bu.

Hiç gitmeyebilirdim artık.

Mümkündü.

Yaşam, sende bulduğumsa…

Ne var ki gitmekle meşhurdum,

kalmak istediğim ne kadarsa…

Hızlı İletişim
Merhaba. Size nasıl yardımcı olabiliriz?